Say(a)madım Kaç Kuzu Oldu
Semra Topçu
Uyku tutmuyor… Başımda inceden bir ağrı ne gidiyor ne kalıyor. Dokuz yüz sekseninci kuzuda kaldım, inatçı şey bir türlü diğer tarafa atlamıyor. Kuzu değil keçi sanki! Saçmalıktan başka bir şey değil. Belki de bünyede alışkanlık yaptı! Ağaçtaki elmaları mı toplasam… Bir elma… İki elma… Beş elma… Elli elma… Topla sepete koy, topla sepete koy… Ne çile Allahım! Ağaçtaki elmalar bitti, uykular firari…
Gecenin iki buçuğu olmuş, içerden oğlumun kahkahası geliyor; Allahım nesi var bu çocuğun! Gecenin biri kendi kendine gülmeler… Bir psikoloğa mı götürsem yoksa! Sonra klavyenin çatır çutur sesiyle kendime geliyorum. Yok canım çocuğum sağlıklı çok şükür, keyfide, geyiği de yerinde…
Peki gecenin bir vakti, herkes mışıl mışıl kuzu saymalarını bitirmişken bendeki bu cin hâli neyin nesi! Gözlerim fıldır fıldır... Düşüncelerim koyunlarla kovalamaca oynuyor, yok ben en iyisi körebe oynayayım, ebe ben olurum hem. Gözlerimi yumuyorum… Kandırıyorum beni! Hani belki sızarım diyorum… Yok… Yok… Hiç dalacağım yok!
En iyisi kalkıp turlayayım biraz, en sevdiğim tur mutfağa doğru olanlar. Saat üçe on var, köşe ekmeğe Arnavut ciğeri de iyi gidiyormuş bu saatte, kokusunu duyan bütün kuzular akın akın üzerime geliyor. Hiç sarkmayın o benim… Hele sen dokuz yüz sekseninci bir atlamadın karşıya! Senin yüzünden iyice kaçtı uykum. Uğraşamam sizinle, yine say say bitmiyorsunuz da zaten… Aman nerden sardırdım bu koyuna kuzuya…
Keşke çocuk olsam yine… Oğlumu uyuturken, gözlerinin üzerinde uyku adamlar var ve onların uykusu gelmiş hadi yum gözlerini uyusunlar, sonra yine konuşuruz derdim, uyurdu bir güzel. Dalana kadar arada bir açıp sorardı, anne uyudular mı? Hayır canım uyumadılar, hem böyle gözlerini ikide bir açarsan uykuları kaçar, hiç uyumazlar dediğimde sıkıca yumardı gözlerini, farkında olmadan da uyurdu.
Ne güzelmiş çocuk olmak, kanmak ve kandırılmak ne kolaymış… Büyüyünce bu kanmaları da özlermiş insan…
Bir kandırabilsem beni… Karnımı doyurdum, üzerine sigaramı da yaktım, dumanla savurdum koyunla kuzuyu. Perdemi araladım, karşı semtin gecesi de bitmemiş, ışıl ışıl uyuyamayan insanlar, yalnız değilmişim ne güzel... Bir ben kovalamamışım onca kuzuyu, normalim yani! Belli ki onların da kanma yaşı geçmiş, kandıramamışlar kendilerini ekmek arası sandviçlerle ya da tüttürdükleri sigarayla!
Düşüncelerim köşe kapmaca oynuyorlar; gecemin azılı militanları… Fikrimin duvarlarına binlerce yazı yazıp pankart asıyorlar, arada slogan da atıyorlar… Kocaman pankarta "NE OLACAK BU MEMLEKETİN…'' yazmışlar! Bu uzlaşımsızlık, bu benmerkezcilik nereye kadar?
Ödenecek faturaları da asmışlar bir bir, yirmi birinde elektrik, yirmi beşinde doğalgaz, Birin- de telefon, üçü… Beşi… Aman ne kadar çoklar ya! Sırası mı gecenin vakti! Zaten kuzuları bile sayamamışım… İçim geçmiş, ben geçememişim…
Bir diğer afişte oğlum; "BEN NE OLACAĞIM ANNE?" yazmış! Ben ne olacağım anne!
En çokta bu vurdu! Bu güne kadar biriktiremediğin bilgilerle sınava gireceksin, ne olacak Sahi! Barajı aşsan, hiç değilse açık üniversite okurdun ya da yurt dışında düşük kapitalle okuyabilme imkânları araştırırdık. Sana ne olacak oğlum! Bana olamayanlar olsun sana… Okumalısın… Öyle ya da böyle okumalısın.
Ağırlaşıyor fikrimdekiler, adeta presleniyorum! O da ne… Gözlerimde seçemiyor artık!
Yanlış mı okudum! "Yaşlanıyorsun!'' yazmışlar. Doğru yaşlanıyorum… İçime içime akıyorum… Yakan bir tuz tadım var…
İşte bir tane daha "Anne seni çok seviyorum!'' yazmış kızım, neler olmuş isotuma böyle! Evdeyken yazmazdın hiç, evlenip gidince böyle oluyor işte! Ben de özlerdim; o yumuşacık kucakta sarılıp uyumayı… Annemin çocuğu olmayı ve derin uykularıma dalmayı özlerdim…
Saat sabahın üç buçuğu ve kızımı özledim… Uyanır uyanmaz aramalı, sesiyle gelen kokusunu koklamalıyım… Ben uyumalıyımmmm!

