menü


Savaş İkinci Perdede Çıkacak

Reyhane Kemerli

Savaş İkinci Perdede Çıkacak, Çek oyun yazarı ve yönetmeni Oldrich Danek'e ait, Yücel Erten'in sahneye koyduğu, etkileyici, izleyenin baktığı yere göre değişen, azalan-çoğalan sorularla yüklü bir oyun.

Perde kapandığında sorular zihninizde yankılanmaya devam ediyor. Sanat yaşamın neresinde duruyor, bilinmeyen uzaklarda, fildişi kulede mi, kıyıda köşede bir yerlerde mi? Elimizi uzatınca dokunabilir miyiz ona, yaklaşabilir, hissedebilir miyiz? Herkes onu görebilir mi yaşamın herhangi bir anında, sıradan bir günde, herhangi bir yerde? Satın alır gibi bir dükkandan bir eşyayı, onu da satın alabilir miyiz? Avuçlarımızın içinde tutabilir, sahip olabilir miyiz ona?

Sorularını bize bir tiyatro sanatçısının, sadece oynamak isteyen, yalnızca sahnede olmak isteyen, tüm yaşamını gözünü kırpmadan tiyatro için feda edebilecek bir adamın, Vladimir Bendl'ın öyküsüyla sunuyor. Hayatla savaşı yok, yaşamın herhangi bir yerinde durmuyor Vladimir. O, yalnızca sahnede, ışığın altında olmak ve oynamak istiyor. Bir zengini, bir soyluyu, bir fakiri, bir sefili, bir asiyi oynamak. İstediği, onları en iyi şekilde canlandırabilmek ve seyircilerin hayranlık dolu bakışları, takdir dolu alkışlarıyla nefes alabilmek. Başarılı, usta bir oyuncu olma yolunda hızla ilerliyor böylece. Sıradan bir taşra tiyatrosunda başlayan oyunculuk serüveni şehir tiyatrolarına kabulüyle devam ediyor. Şöhrete giden basamaklar yükseliyor önünde her ne kadar o şöhreti değil yalnızca oynamayı kendine amaç edinmiş olsa da. Zengin bir işadamının karısının istediği her oyunu oynayabileceği bir tiyatro teklifiyle karşılaşıyor ve hiç düşünmeden kabul ediyor.

Vladimir'in sınavı taşra tiyatrosundan ayrılışıyla başlıyor aslında, kendi kabuğundan çıkıp, dış dünyaya açıldığında, insanların arasına katılıp, seçimler yapması gerektiğinde. Ne zaman ne söyleyeceğini, ne yapacağını bildiği, her şeyin kontrolünde olduğu, hep alkışlarla kapanan bir sahneden, olayların kendi iradesi dışında geliştiği, küfürler, azarlar, yakınmalarla dolu bir sahneye indiğinde. Asıl sınav sahne kapanıp ışıklar sönünce başlıyor. Oysa Vladimir, taşra tiyatrosunda alkolik hocasının ona verdiği bir öğüdü düstur edinmişti kendine; Işıkta dur! "Kendini göstermek istersen spot altında durursun, yoksa görünmez olursun."

Karanlığı bilmiyor, bilmek istemiyor, yaşamı bir ışıkta kalma, karanlıktan kaçma savaşına dönüşüyor bu yüzden. Karanlıktan kaçıyor, nasıl olursa olsun, nerede olursa olsun, bir tahta parçasının üstünde bile oynamalı yoksa katlanamaz bu ağır gerçekliğe. Nasıl nefes alınır bilmiyor tiyatro sahnesi ve altında durduğu ışık olmadan. Yani insanlar olmadan onu izleyen, onu alkışlayan, onu var eden, yani kimlikler olmadan ustaca canlandırdığı, kendini var ettiği kimlikler. Karanlıkla, yani yaşamın bilmediği, tanımadığı yönleriyle karşılaşmasından sonra Vladimir' in mücadelesi bir var oluş mücadelesine dönüşüyor. Ancak Vladimir tiyatro sahnesi olmadan nasıl var olacağını bilmiyor, onun tiyatrosuzluktan kaçışı, insanın yokluktan kaçışına benziyor.

Bu dünyaya oynamak için geldiğine inanıyor o, belki de haklı, herkesin burada var olmak için bir sebebi var, onunki de oynamak. Ancak hayat onu rahat bırakmıyor. Herkes gibi o da düşmeli diyor karmaşaya, soruların zorluğu nefesini tıkamalı, çaresiz kalmalı ve seçimler yapmalı, iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı ayırt etmek için çabalamalı, insan olmanın ağırlığını yüklenmeli. Vladimir ise sadece bir oyuncu olmak istiyor. İyiye ve kötüye dair görüşleri yok, kimsenin yanında ya da karşısında değil. Sanatın oralarda bir yerde, seçimler yapmadığımız, iyi ya da kötü olmadığımız bir yerde kalmasını istiyor. Dışarıdan bir yerden hayata dair bir şeyler söylemek istiyor, yaşama bulaşmadan, savaşmadan, kaybetmeden. Bu yüzden arkadaşlarına ihanet edebiliyor, sevdiği insanları yolun ortasında bırakıp gidebiliyor sanatı için. Oysa oyundaki bir tiyatro müdürünün dediği gibi: "Burada insanlara bir şeyler söylemeye çalışıyoruz. Hayata dair bir şeyler söylemek için önce bunu hak etmeliyiz."

Her ne kadar Vladimir bu soruların cevabını aramasa da, bunun için çıkmasa da yola, hepimize yaptığı gibi hayat ona bu soruları soruyor, sorduruyor. Vladimir'in istediğiyse sadece biraz nefes; bir sahne, bir kaç seyirci ve alkışlar..

Yazan: Oldrich Danek
Türkçesi: Yücel Erten
Reji-Tasarım: Yücel Erten
Kostüm Tasarımı: Gülhan Kırçova
Işık Tasarımı: Yakup Çartık
Müzik: Çiğdem Erken
Dans Düzeni: Cihan Yöntem
Oyuncular: Hakan Meriçliler
Levent Güner
Alpay İzbırak
İpek Bilgin
Burak Şentürk
Şenay Gürler
Esra Ruşan
Selen Domaç
Deniz Evrenol
Zeynep Alkaya
Nazlı Uğurtaş
Hale Şenözgen
Gürsan Piri Onurlu
Efe Ünal
Destan Batmaz
Orkestra: Ayca Daştan, Tansu Eğinlioğlu, Derya Davulcu

Geri



duyurular

Temrin Dergisi'nin Eylül Sayısı çıktı... Derginin basin bültenini okumak için tiklayiniz»

Temrin Dergisi okurlarına müjde! Dergimizin ilk sayilarinda yayinlanan yazilari internet sitemize ekledik. Okumak için tiklayiniz»

Temrin Dergisi`ni seçkin kitapevlerinden alabilirsiniz. Temrin Dergisi`ni temin edebileceginiz bayilerin listesini görmek için tiklayiniz»


son sayı



ziyaretçi sayısı



ferfir