Öykünün Bahçesi
E. Serkan Yücesoy
Çeyrek asırdır "yazı" üzerine yazılan eserlerin küçümsenemeyecek bir toplama ulaştığını söylemeliyim. Bunların içinde özellikle "kurgusal" olanlar ayrı bir yere ve öneme sahip…
Genel anlamda "yazı teknikleri", özelde ise "kurgusal" metinleri ele alan bu tür eserlerden biri de "Öykünün Bahçesi." Eser, Semih Gümüş'ün. Belli ki yazar, edebi türler içinde "öykü"yü önceliyor. Öyküyü bir bahçe olarak nitelendirmek, diğer türlerin o bahçede açacağı anlamını da "zımnen" ihtiva ediyor.
Çeyrek asırdır özellikle öykünün önlenemeyen bir yükselişi var. "Birileri öykünün yükselişini engellemeye çalışıyor." anlamında söylemiyorum bunu. Öykünün her geçen gün kendini başat bir tür olarak öne çıkardığını hatırlatmak istiyorum sadece. Öykü kitaplarının artışını Semih Gümüş "Öykünün Bahçesi" isimli eserinde şöyle değerlendiriyor: "Sayıca artış, nitelikçe de yükselişe yol açar mı? Kendini olumsuzlayan bir anlamı var bu sorunun, ama öyle düşünmüyorum. Çoğun, nicelikçe yükseliş, nitelikçe yükselişi de ardından getirir. Ne kadar çok pencere açılmışsa edebiyata doğru, daha çok temiz hava soluma şansı da elbette artar."
Semih Gümüş; öykünün, yazının hatta yayıncılığın da merkezinde bir isim… Yazıyor, editörlük yapıyor, tashih ediyor, dergi çıkarıyor… Kısacası günlerini yazının mutfağında geçiriyor. "Öykünün Bahçesi"nde, "kısa öykü konusu" ağırlıklı yer tutuyor. "Bir Anlatı Olarak Kısa Öykü" ismini taşıyan yazı, alt başlıklarıyla birlikte konuyu enine boyuna ele alıyor. Haksız değil Semih Gümüş… Öykünün, "mütekâsif" bir tür olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, "sıkan, damıtan, damlatan, öz haline getiren" özelliğiyle onu en çok şiire yaklaştırabiliriz. Öykü yazmak zor… Kısa öykü yazmak daha da zor… Birikim ve deneyim gerektirir… Romancı kadar rahat değildir öykücü… Lafı çoğalt(a)maz, sözün darasını alıp yazmak zorundadır. Bu yüzdendir ki romanın geçirdiği evreleri öykü geçirmemiştir. Semih Gümüş, "Kısa öykü, yazarını bir romancıdan daha çok kendini denetlemeye zorlar." diyerek konunun özüne dikkat çekiyor.
Kitapta öne çıkan bazı bölüm başlıkları şöyle: "Bir Anlatı Olarak Kısa Öykü, Öykünün Dünyası ve Eleştiri, Genç Öykücülerin Ağzını Bıçak Açmıyor." Öykü üzerine değerlendirmede bulunulurken Memduh Şevket Esendal'ın sonradan keşfedilen bir isim olduğu da unutulmuyor. Bu konu "M. Ş. E'nin Değeri Çok Sonra Anlaşılabildi" başlığıyla özel olarak ele alınıyor. Kitapta yer alan "Denenmiş Olandan Kendi Özgünlüğüne, Öyküye Gençlik Aşısı, Kurmaca ile Gerçeğin Bireşimini Aramak" isimli yazı başlıkları, yazının tekniğine dair önemli ipuçları barındırıyor.
Semih Gümüş'ün "Öykü Bahçesi" isimli kitabı; yazıyı önemseyen, edebiyatı merkeze alan, yazının da bir tekniği olduğuna inanan herkes için kalıcı ve önemli bilgiler içeriyor.
*Semih Gümüş, Öykünün Bahçesi, Can Yayınları


