Kudüs
Nizar Kabbani
Göz yaşlarım bitinceye kadar ağladım.
Mum bitinceye kadar namaz kıldım.
Rükudan sıkılıncaya kadar rükuda kaldım.
Seni Muhammed'e sordum.
İsa'ya sordum, ey Kudüs!
Ey, peygamber kokan şehir.
Ey gökler arasındaki en kısa yol.
Ey dinlerin ateş feneri.
Ey yanık parmaklı güzel kız çocuğu.
Gözleri hüzünlü bakire Meryem'in şehri.
Ey Peygamber'in geçtiği, gölgeleyen vaha!
Hüzünlü yol taşları.
Hüzünlü cami minareleri.
Ey Kudüs…Ey karalara bürünmüş şehir.
Kıyamet Kilisesi'ndeki çanları kimler çalacak
Pazar sabahı?
Çocuklara oyuncakları kimler taşıyacak
Noel akşamları?
Ey Kudüs ey hüzün şehri
Ey göz kapaklarını dolduran büyük göz yaşı!
Sana karşı yapılan saldırıları kim durduracak?
Ey dinlerin incisi,
duvarlardaki kan izlerini kim yıkayacak?
İncil'i kim kurtaracak?
Kuran'ı kim kurtaracak?
Mesih'i öldürenlerin elinden Mesih'i alacak?
İnsanı kim kurtaracak?
Ey Kudüs…Ey benim şehrim.
Ey Kudüs…Ey sevgilim.
Yarın…Yarın…Limon ağaçları çiçek açacak.
Yeşil sümbüller ve dallar bayram yapacak.
Gözler gülecek.
Göçmen kuşlar geri dönecek
temiz çatılara…
Ve çocuklar oyunlarına geri dönecek
Babalar oğullarıyla bir araya gelecek
Işıl ışıl parlayan tepelerinde…
Ey beldem, ey barış ve zeytin beldesi…

